Ölüm olmasa , hayat bu kadar değerli olur muydu?
Oysa beni hayata bağlayan şeymiş ölüm düşüncesi.. Geçen gün, sabah yürüyüşünü yapmak üzere çıktım evden. Karşıdan karşıya geçmek üzere beklerken, aracın birisi yaya geçidi olmadığı halde bana yol vermek için durunca hemen atladım yola. Duran aracın önünü geçip, bir adım daha atacakken hızla bir motorsiklet amiyane tabirle yalayarak geçti önümden. Eğer dikkatim yerinde olmasaydı, son anda kendimi durdurmasaydım, motorun bana çarpması kaçınılmazdı. Karşıya vardığımda şoktan çıkmam çok zaman almadı, sonra bir bir olasılıklar geçti aklımdan.. Ya duramasaydım.. Yaya geçidi olmayan bir yerde bana sırf inceliğinden yol veren şoförü düşündüm önce, ömür boyu çekeceği suçluluk duygusunu.. Sonra motorsiklet sürücüsünü düşündüm.. Bana çarpmamak için direksiyonu kırıp, iki şeridini ortasındaki kanala yuvarlanma ihtimalini düşündüm. Ve bana çarpma ihtimali halinde ömrümün geri kalanı olacak mı olmayacak mı sorusu.. Aynı akşam Paulo Coel...