Kayıtlar

2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Fotoğrafın enerjisi nedir ki..

Resim
Bir fotoğraf görüyorsunuz, hayran oluyorsunuz, "nasıl ya!" diyorsunuz. Zaten herkes de aynı düşüncede olmalı ki binlerce beğeni, yüzlerce yorum almış.  Hemen bir model bulup benzerini çekmek üzere aynı mekana gidiyorsunuz.  Sizin çektiğiniz fotoğraf gördüğünüzden de mükemmel oluyor. Kendi kendinizi taktir ediyorsunuz.  Sosyal medyada paylaştığınızda aynı beğeni ve taktiri alacağından eminsiniz.  Paylaşıyorsunuz ama sonuç hiç de beklediğiniz gibi olmuyor.  Oysa hayran olduğunuz fotoğrafın izleyici kitlesi ile sizinki çok farklı. Oysa sizin takipçi sayınız çok daha fazla.  Oysa diğer fotografta küçük kusurlar varken, sizinki mükemmel..  Nasıl oluyor da diğerinin yarısı kadar bile beğeni almıyor fotoğrafınız!?  Daha önce bazılarınca görüldüğü için algıların artık o fotoğrafı yadsıdığını düşünüyorsunuz.  Bence yanılıyorsunuz!  Fotoğrafı beğendiren şey onun enerjisidir..  Yani onun otantikliği, ...

Bedeni dinlemek neden önemli..

Resim
Beden diyor ki, "Dur! Yeme!" Sen yemeye devam ediyorsun; beynini dinliyorsun. Beyin diyor ki, "Bu çok lezzetli. Hadi birazcık daha." Sen bedeni dinlemiyorsun. Beden kendini kötü hissediyor, mide diyor ki, "Yeter! Bu kadarı fazla! Yoruldum!" Ama beyin de "Şu lezzete bak... Hadi biraz daha," diyor. Sen beyni dinlemeye devam ediyorsun.  Bedeni dinlersen sorunlarının yüzde 99'u yok olup gidecek ve kalan yüzde bir gerçek sorunlar değil, ancak kazalar olacak. BEDEN İLE ZİHNİ DENGELEMEK Osho

EVREKA

Resim
Neden bazı sözler,  kalbimizde yankı bulur , bizi heyecanlandırır ya da sevinç verirken; bazı sözler edebi değeri olmasına rağmen bize etki etmez hatta içimizden okumak bile gelmez. Aslında çok basittir aradaki fark.. İlki esinlenme ile yazılmıştır, bizden öte bir boyuttan gelir;  ikincisi ise biriken deneyimlerin, anıların akılla yorumu ile çıkmıştır. Esinlenmenin başlı başına büyüsü vardır. Hiç aklımızda yokken, birdenbire gelen , aydınlatan, "Aaa evet ya!" dedirten, şaşırtan fikirlerdir. İçimiz çok iyi bilir ki, bunlar bizim aklımızın ürünleri değildir ve beraberinde spontan bir sevinç getirir. Bu anların daha sık yaşanmasının  tek engeli yine aklımızdır, düşünceyi bırakamayan beynimizdir. Esinlenme anlarını artırmanın yolu da burdan geçer, aklın bertaraf edilmesinden.. Düşünmediğimiz, düşünemediğimiz , sadece olduğumuz, kendimizden geçtiğimiz, bizi uzamdan, zamandan, kendimizden koparan eylemler vardır.. Kimi için şarkı söylemek, dans etmek, ...

Kimse kimsenin nasibini yiyemez..

Resim
"Kimse kimsenin nasibini yiyemez" Bunu hepimiz biliriz de günlük hayatımızda nedense çok uygulayamayız. Dünya enerjisinin hızla değiştiği önümüzdeki yıllarda, bu tür gerçeklerin herkes tarafından anlaşılacağı ve yaşanacağı bir döneme giriyoruz çok şükür ki.. Gün gelecek.. İnsanlar  rekabetin, insanın bir birini geçme çabasının ne kadar anlamsız olduğunu ve kıtlığın sadece insanın zihninde aslı astarı olmayan bir bilinç olduğunu da kavrayacak. Bununla ilgili çok güzel bir hikaye buldum ve hemen paylaşmak istedim sizlerle; "Bir sabah, çiftçinin biri manastırın kapısına hızla vurdu. Kapıcı Birader kapıyı açtığında çiftçi ona doğru muhteşem bir salkım üzüm uzattı. '"Sevgili Kapıcı Biraderim, bunlar bağımdan en iyi üzümler. Lütfen bunları benden bir armağan olarak kabul et.' '"Ya, teşekkür ederim! Onları hemen Baş keşiş'e götüreceğim, böylesine bir armağan onu çok heyecanlandıracaktır.' '"Hayır, hayır. Ben onları sana getird...

İçimizdeki yaratıcı gücün farkında mıyız?

Resim
"Sizin enerjiniz, hayatınızda sıradan, dünyevi olanı kabul etmenizdedir. Siz sağlığımızın kötü olmasını kabul edersiniz, sorunlarınızı kabul edersiniz, sınırlılıklarınızı kabul edersiniz ve onları kabul ettiğiniz için de onları dondurur ve o enerjiyi bir ilişkiye hapsedersiniz. Sizin her gün yaptığınız budur, içinizdeki Tanrının farkında olsaydınız, her sabah kalkıp realiteyi yenmenin mümkün olduğunu bilirdiniz, sizin için normal olanı, normal üstüye dönüştürebileceğinizi bilirdiniz." Ramtha 
Resim
Bedenimin özgürlüğü için savaşırken, ruhumun özgürlüğü için teslim olmam gerektiğini unuttum. Oysa  sen, sevgi ile defalarca hatırlatmaya devam ettin. Teşekkür ederim..
Resim
Hepimiz dünyaya bize has özel armağanlarla geliyoruz. Bazıları bazılarından daha üstün, daha yetenekli ya da daha ayrıcalıklı değil.. Yalnızca bazıları  kendinin ve kendine bahşedilen özel yetinin daha fazla farkında .. 
Resim
Neden her daim koşturuyor bütün bu insanlar? Neden herkes bir şeyleri kaçırıyormuş gibi bir hal içinde? Neye yetişmeye çalışıyoruz? Oysa bir şeyleri kaçırmak diye bir şey olmamalı, Eğer; "Nasip" denen şey gerçek ise..

Hayat o kadar kısa ki, mutsuzluğa ayrılan bir dakika bile çok fazla..

Resim
Bugün çok mutsuzum diyorsun ya, seni mutsuz eden şeyin gerçekliğinden emin misin? Yoksa kafanda gelecek ile ilgili ya da bir başkasının ne düşündüğü ile ilgili bir kurgu mu? Ve bu şey,  her ne ise, ömründen bir gün daha gitmesine değecek kadar önemli mi?

Bu benim başıma nasıl geldi?

Resim
Yaşamın afyonuna kapılıp gittiğimizde, sahip olduğumuz şeyleri garanti saymaya başlarız;   Sağlığımız hiç bozulmayacak,  hep paramız olacak, evimiz, arabamız, ünvanlarımız ömür boyu bizim olacak , sevdiklerimiz hep yanımızda kalacak... sanırız. Tüm bunlar için MİNNET DUYMAMIZA GEREK YOKMUŞ gibi bir hâl içine gireriz. Gün gelir , bu yanılgı elimizdekileri azar azar eksiltir ya da bir gün tamamen alır. Sonra da "bu benim başıma nasıl geldi" diye şaşırırız...  Oysa çok basit bir yolu var her şeyi çoğaltmanın;    Sadece varolana ŞÜKRETMEK..

Ölüm olmasa , hayat bu kadar değerli olur muydu?

Resim
Oysa beni hayata bağlayan şeymiş ölüm düşüncesi.. Geçen gün, sabah yürüyüşünü yapmak üzere çıktım evden. Karşıdan karşıya geçmek üzere beklerken, aracın birisi yaya geçidi olmadığı halde bana yol vermek için durunca hemen atladım yola. Duran aracın önünü geçip, bir adım daha atacakken hızla bir motorsiklet amiyane tabirle yalayarak geçti önümden. Eğer dikkatim yerinde olmasaydı, son anda kendimi durdurmasaydım, motorun bana çarpması kaçınılmazdı. Karşıya vardığımda şoktan çıkmam çok zaman almadı, sonra bir bir olasılıklar geçti aklımdan.. Ya duramasaydım..  Yaya geçidi olmayan bir yerde bana sırf inceliğinden yol veren şoförü düşündüm önce, ömür boyu çekeceği suçluluk duygusunu.. Sonra motorsiklet sürücüsünü düşündüm.. Bana çarpmamak için direksiyonu kırıp, iki şeridini ortasındaki kanala yuvarlanma ihtimalini düşündüm. Ve bana çarpma ihtimali halinde ömrümün geri kalanı olacak mı olmayacak mı sorusu..  Aynı akşam Paulo Coel...

Kendinden vazgeçebilmek

Resim
"Ey Delf'in evladı, sırlar kapısından geçebilmek için, önce kendinden vazgeçmelisin. Kendi benliğinden vazgeçmeyen, ilahi benlikle kontak kuramaz." (Diyanizos kültünü inşaa eden Trakyalı Orfe'nin inisiyasyon adaylarına yaptığı bir konuşmadan alıntı)
Resim
"Hayalini kurduğunuz şeyi analiz etmemeniz son derece önemlidir. Analiz ederseniz, alfa dalgasından çıkıp beta dalgasına geçersiniz, bu da sizi bilinçaltından uzaklaştırır. Hiç bir ön yargı  veya bilinçli yorum yapmadan hayalinizi yaratmalısınız" Dr joe Dispenza
Resim
"Bu hayat, insanlık tarihinde vuku bulmuş olan her şeye rağmen oldukça güzeldir. Ne yazık ki kentlerde  - toplumsal bilincin durgunluğu ve yoğunluğu içinde - yaşayanlar, yaşadıkları bu dünyanın sefil ve kötü bir yer olduğunu düşünürler. Ama içinde, insanın ideallerinden , sindirmesinden ve sınırlı bilincinden uzaklaşıp doğada -içindeki Tanrı ile bir olarak- yaşama cesaretini bulursan, hayatın gerçekten muhteşem olduğunu , sürekli, sınırsız ve güzel olduğunu göreceksin" _Ramtha_
Resim
Bir şeyi başkalarına anlatmaya ya da dillendirmeye çok hevesli isek, aslında o bilgiye en çok kendi ruhumuzun ihtiyacı varmış. Ve  bilgiye sahip olmak minicik bir yaşam sevinci veriyorken, onu yaşamak dünyalar kadar huzur veriyormuş. Öyle ise;  Bilgiyi anlatandan öte,  yaşayanlardan eyle bizi..

Kendini sevebilse insan..

Resim
İnsan kolayca yaptığının bir yetenek , bir hediye olduğunu unutuyor.  İnsan inanç haline gelecek kadar iyi bildiği şeylerin,  başka insanların öğrenmesinin zor olduğu bilgiler olduğunu unutuyor.  İnsan kendi güzel huylarının bir erdem olduğunu unutuyor. İnsan işte.. Kendindeki güzellikten önce, başkalarınca çirkin bulunan, başkalarınca eleştirilen yönlerini daima aklında tutuyor .. Keşke başkalarından önce kendini dinlemeyi öğrense insan.. Keşke güzel olan, özden gelen tarafını daha çok görebilse insan.. Keşke kendini yargılamayı bırakıp, sevmeyi başarsa insan... O vakit tüm hastalıkları iyileştir, bütün kırgınlıkları düzelir, o vakit şifa bulurdu insan..
Resim
"Senin yüzünden.." ile başlayan cümleleri, "Senin sayende.." ile başlayan cümlelere dönüştürdüğüm gün, başladı belki de mucizeler..
Resim
Çirkin, kötü, zor diye etiketlediğim her şeyin varlığına minnettarım.. Evimin sıcaklığının kıymetini, en çok kötü havalarda bildim. Dostumun güzelliğini, zor koşullarda fark edebildim.  Ve yaşadığım şeylerin güzel olduğunu,  ancak çirkini deneyimledikten sonra anlayabildim..

Huzur için..

Resim
Kimse senden ayrı değil, Kimse özünde senden farklı değil,  Kimse senden üstün değil, Kimse senden alçakta değil, VE KİMSE YALNIZ DEĞİL,  Sadece bunu hatırlasam yeter bana..

Kolay yol / zor yol karmaşası

Resim
Zor yolu seçiyoruz hep.. Bazen nedenini bilmeden, Bazen kendimizi kendimize ispat etmek için, Bazen kendimizi başkalarına ispat etmek için, Zoru başarmanın daha değerli olduğunu sandığımız için, "Daha kolay bir yolu var mı?" Sorusunu bilmediğimiz için.. Kolay yolu seçebilmek, en zor yol galiba..

Fotoğrafta kendimi tekrar ediyorum , fotoğraf çekerken eskisi kadar mutlu değilim..

Resim
Eminim pek çoğumuzun başına gelmiştir bu olgu, Yani kendi kendini tekrar ettiğine dair bir kısır döngüden bahsediyorum. Ben de atlattım bu badireyi, neyse ki çok acı vermeden iyileştim. 😊 Neden "kendimi tekrar ediyor olmak" beni rahatsız ediyor ki diye sordum kendi kendime. Sürekli farklı ve yeni bir şey, yeni bir konsept üretme zorunluluğumun kökeni ne ola ki? Kazıdım kazıdım ve en sonunda da yine terapilerimde çokça rastladığım çekirdek inançlar çıktı karşıma. Tekrar edince ne olur? Benzer konseptli şeyleri çekmiş olurum ve sürekli birbirine benzeyen komposizyonlar, konular ortaya çıkar. Doğal olarak bir süre sonra benzer görüntüler, izleyici tarafından yadsınmaya başlar, izleyici eski ilgiyi, eski heyecanı hissetmez olur. Fotoğraflarım daha az beğeni alır, daha az heyecan uyandırırlar.. vs. Ama ben yeni ve özgün şeyler yarattığım zaman ancak kendi kendimi ispat edebiliyorum ! 😲 Kendine kendi kendini ispat etme ihtiyacı da nereden çıktı?  Ahh yin...