Fotoğrafta kendimi tekrar ediyorum , fotoğraf çekerken eskisi kadar mutlu değilim..
Eminim pek çoğumuzun başına gelmiştir bu olgu,
Yani kendi kendini tekrar ettiğine dair bir kısır döngüden bahsediyorum.
Ben de atlattım bu badireyi, neyse ki çok acı vermeden iyileştim. 😊
Neden "kendimi tekrar ediyor olmak" beni rahatsız ediyor ki diye sordum kendi kendime.
Sürekli farklı ve yeni bir şey, yeni bir konsept üretme zorunluluğumun kökeni ne ola ki?
Kazıdım kazıdım ve en sonunda da yine terapilerimde çokça rastladığım çekirdek inançlar çıktı karşıma.
Tekrar edince ne olur? Benzer konseptli şeyleri çekmiş olurum ve sürekli birbirine benzeyen komposizyonlar, konular ortaya çıkar. Doğal olarak bir süre sonra benzer görüntüler, izleyici tarafından yadsınmaya başlar, izleyici eski ilgiyi, eski heyecanı hissetmez olur. Fotoğraflarım daha az beğeni alır, daha az heyecan uyandırırlar.. vs.
Ama ben yeni ve özgün şeyler yarattığım zaman ancak kendi kendimi ispat edebiliyorum ! 😲
Kendine kendi kendini ispat etme ihtiyacı da nereden çıktı?
Ahh yine o çocukken , yeterince onaylanmayan, taktir edilmeyen , yetersiz hisseden küçük kızın tutarsız istekleri bunlar..
O zaman bunlar harika haberler ! Aslında ruhuma ait olmayan, yani doğarken bende olmayan, sonradan edindiğim bir durummuş meğerse, "Yetersizlik bilinci" denen şey.
Dünya yüzeyindeki tüm varlıkların ruhları Tanrı'nın nefesinden üflendi ise, onun bir yansıması isek, onun 99 muhteşem isminin tılsımını taşıyorsak, mükemmelliğimizi kanıtlamak çalışmak da ne demek oluyor?
Bunun için bir şeyler başarmamıza gerek var mı? Bir şeylere sahip olmamıza gerek var mı? Ve özel bir şeyler olmamıza gerek var mı?.
Ve başkalarının onayını, taktirini almamıza gerek var mı?
Bu soruları lütfen egonuza değil, o sesi çok çıkmayan ilahi olan yanınıza sorun, cevap çok net olacaktır;
Kocamaan güçlü bir HAYIR !
Belki de sadece ara sıra, bir dost tarafından, bir kitap tarafından, bir sosyal medya iletisi tarafından kendi iç bütünlüğümüzün hatırlatılması gerek , o kadar..
Hem önemli olan kısım bu değil benim cahil cuhela Selnur'um ! Biliyorsun, aldığın tüm ödüller, tüm onurlandırılmalar, beğeniler ve yorumlar, doyumsuz egon için ve sadece anlık hazlar verir sana.
Oysa insan ruhunun anlık hazlarla işi yok, o daimi mutluluğu ve tatmini arar.
Önemli olan kısmı, fotoğrafın seni o anın içinde tutması, ne olduğunu , ne yaptığını düşünmeden SADECE OLDUĞUN anları yaşatması..
Ve bana şunu söyle lütfen;
Sen fotoğraf çekerken günün en keyifli saatlerini yaşıyor musun? 😎
Hele fotoğraf çektiğin günün akşamı yaşadığın sınırsız hoşgörün yalan mı? 😌
Fotoğraf çekerken ilginç rastlantılarla her zamankinden kat kat fazla karşılaşmıyor musun? 😇
Ve ortak bir dili konuştuğun harika insanlarla TESADÜFEN !? bir araya gelmiyor musun? 😍
O esnada yaşadığın tutkunun ,sonradan edindiğin korkularının üstüne çıktığını görmüyor musun? 💪
Sen fotoğraf çekerken, olur mu olmaz mı endişesini bilmeyen bir çocuğun saflığında istediğin her şeyin olduğunun, sonsuz kaynak ile arandaki kapıların aralandığının farkında değil misin ? 💓
Lütfen anlık hazlara bu kadar bağlama kendini; fotoğrafın seni değiştiren ve geliştiren, ruhunu şifalandıran ve her an yeni bir deneyim yaşatarak beyninde sinaps sayısını artıran kısmında kal.. 😉
KENDİNİ TEKRAR EDİYOR OLMAN KİMİN UMRUNDA !
Eminim bir çok kişi, içten içe itiraz ediyorlar bana;
Böyle bir iç huzur sağlanırsa, insanlar her yaptığından tatmin olursa, "yeni şeyler üretme yetimiz körelebilir, gelişimimiz durabilir."
Belki de haklılar kısmen.. Yazı fazlasıyla uzadı diye, özür dileyerek bu önermenin açılımını başla bir blog yazısına bırakıyorum şimdilik..
ESENLİKLE VE İLHAMLA KALIN !
Yani kendi kendini tekrar ettiğine dair bir kısır döngüden bahsediyorum.
Ben de atlattım bu badireyi, neyse ki çok acı vermeden iyileştim. 😊
Neden "kendimi tekrar ediyor olmak" beni rahatsız ediyor ki diye sordum kendi kendime.
Sürekli farklı ve yeni bir şey, yeni bir konsept üretme zorunluluğumun kökeni ne ola ki?
Kazıdım kazıdım ve en sonunda da yine terapilerimde çokça rastladığım çekirdek inançlar çıktı karşıma.
Tekrar edince ne olur? Benzer konseptli şeyleri çekmiş olurum ve sürekli birbirine benzeyen komposizyonlar, konular ortaya çıkar. Doğal olarak bir süre sonra benzer görüntüler, izleyici tarafından yadsınmaya başlar, izleyici eski ilgiyi, eski heyecanı hissetmez olur. Fotoğraflarım daha az beğeni alır, daha az heyecan uyandırırlar.. vs.
Ama ben yeni ve özgün şeyler yarattığım zaman ancak kendi kendimi ispat edebiliyorum ! 😲
Kendine kendi kendini ispat etme ihtiyacı da nereden çıktı?
Ahh yine o çocukken , yeterince onaylanmayan, taktir edilmeyen , yetersiz hisseden küçük kızın tutarsız istekleri bunlar..
O zaman bunlar harika haberler ! Aslında ruhuma ait olmayan, yani doğarken bende olmayan, sonradan edindiğim bir durummuş meğerse, "Yetersizlik bilinci" denen şey.
Dünya yüzeyindeki tüm varlıkların ruhları Tanrı'nın nefesinden üflendi ise, onun bir yansıması isek, onun 99 muhteşem isminin tılsımını taşıyorsak, mükemmelliğimizi kanıtlamak çalışmak da ne demek oluyor?
Bunun için bir şeyler başarmamıza gerek var mı? Bir şeylere sahip olmamıza gerek var mı? Ve özel bir şeyler olmamıza gerek var mı?.
Ve başkalarının onayını, taktirini almamıza gerek var mı?
Bu soruları lütfen egonuza değil, o sesi çok çıkmayan ilahi olan yanınıza sorun, cevap çok net olacaktır;
Kocamaan güçlü bir HAYIR !
Belki de sadece ara sıra, bir dost tarafından, bir kitap tarafından, bir sosyal medya iletisi tarafından kendi iç bütünlüğümüzün hatırlatılması gerek , o kadar..
Hem önemli olan kısım bu değil benim cahil cuhela Selnur'um ! Biliyorsun, aldığın tüm ödüller, tüm onurlandırılmalar, beğeniler ve yorumlar, doyumsuz egon için ve sadece anlık hazlar verir sana.
Oysa insan ruhunun anlık hazlarla işi yok, o daimi mutluluğu ve tatmini arar.
Önemli olan kısmı, fotoğrafın seni o anın içinde tutması, ne olduğunu , ne yaptığını düşünmeden SADECE OLDUĞUN anları yaşatması..
Ve bana şunu söyle lütfen;
Sen fotoğraf çekerken günün en keyifli saatlerini yaşıyor musun? 😎
Hele fotoğraf çektiğin günün akşamı yaşadığın sınırsız hoşgörün yalan mı? 😌
Fotoğraf çekerken ilginç rastlantılarla her zamankinden kat kat fazla karşılaşmıyor musun? 😇
Ve ortak bir dili konuştuğun harika insanlarla TESADÜFEN !? bir araya gelmiyor musun? 😍
O esnada yaşadığın tutkunun ,sonradan edindiğin korkularının üstüne çıktığını görmüyor musun? 💪
Sen fotoğraf çekerken, olur mu olmaz mı endişesini bilmeyen bir çocuğun saflığında istediğin her şeyin olduğunun, sonsuz kaynak ile arandaki kapıların aralandığının farkında değil misin ? 💓
Lütfen anlık hazlara bu kadar bağlama kendini; fotoğrafın seni değiştiren ve geliştiren, ruhunu şifalandıran ve her an yeni bir deneyim yaşatarak beyninde sinaps sayısını artıran kısmında kal.. 😉
KENDİNİ TEKRAR EDİYOR OLMAN KİMİN UMRUNDA !
Eminim bir çok kişi, içten içe itiraz ediyorlar bana;
Böyle bir iç huzur sağlanırsa, insanlar her yaptığından tatmin olursa, "yeni şeyler üretme yetimiz körelebilir, gelişimimiz durabilir."
Belki de haklılar kısmen.. Yazı fazlasıyla uzadı diye, özür dileyerek bu önermenin açılımını başla bir blog yazısına bırakıyorum şimdilik..
ESENLİKLE VE İLHAMLA KALIN !




Aklına, yüreğinde sağlık. Sana katılmamak elde değil, yürekte hiç değil...
YanıtlaSilTeşekkür ederim, esenlikler dilerim
SilTekrar insanın fıtratıdır. Zinhar insan da tekrardan ibarettir. Ve ikrardan ibadet. Kodlayan öyle kodlamış,. Mükerrer olanı suçlamak bu koda başkaldırıdır belki de ? Zira tekerrürü görmek hem erdem hem de lütuftur. Mikyas aklı olana hasdır. Teşekkür gerektirir. Binaenaleyh yazınız ve sevkiyatı için teşekkürler efedim.
YanıtlaSilZaman ayırıp okuduğunuz, değerlendirdiğiniz ve geri bildirim ile zenginleştirdiğiniz için asıl ben teşekkür ederim Saygı ve sevgilerimle...
SilMerhaba Selnur, yazını okudum, paylaşım için çok teşekkürler.
YanıtlaSilHCB'nin çok sevdiği kitap olan Zen ve Okçuluk kitabınının bu yazına ilave katkılar sağlayacağını düşünüyorum. Sevgiler.
Çok teşekkür ederim öneri için, demek ki mutlaka okumam gerek, not aldım , sevgiler :)
Sil